Ana içeriğe atla

Sevgi Hissinin İsraf Edilmesi💫




''Ne mutlu, sevgisini israf etmeyen o insanlara!'' 


Merhabalar.

Feyzli, bereketli, güzel değerlendirdiğimiz bir hafta sonu olsun inşallah. Yazı başlığından da anlaşıldığı üzre etrafımda gözlemlediğim ve çok üzüldüğüm bir konu olan; ''sevginin israf edilmesi'' hakkında naçizane kendi gözlem ve görüşlerimden bahsetmek istiyorum.. 

Öyle zor ve tehlikeli bir dönemde yaşıyoruz ki.. İnsanın kendini; kendisi olarak sevmediği, beğenmediği, hem fiziken hem de fikren hep bir başkası gibi olma, başkasına benzeme eğiliminde bulunduğu, malesef şekilciliğin, -mış gibi davranmanın egemen olduğu bir dönemdeyiz. Psikoloji, sosyoloji gibi alanlarda herhangi bir eğitimim olmamakla birlikte bu ilimlere duyduğum ilgi, bu alanlarda okuduğum kitaplar, insani ilişkilerde dikkatimi çeken durumlardan yola çıkarak bu durumun içimizdeki 'sevgi' eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Öyle ki; günümüzde her genç bir şekilde 'sevgi arayışı' içerisinde. İçimizde, kendimize karşı eksik olan o sevgi hissini bir başkasının gelip tamamlamasını istiyoruz. O eksikliği kendi kendimize tamamlamadan, bir tamamlanma arayışına girmek ne kadar yanlışsa; karşımıza çıkan her insanı, içimizdeki eksikliği tamamlayacak kişi olarak görmekte bir o kadar üzücü ve içler acısı bir durum malesef. Bu durum kurtarıcı/tamamlayıcı olarak görülen insana aşırı bağlanmayı beraberinde getiriyor. Yanlışı görmeme, yapılan hatalara sağır ve dilsiz olmayı da aynı zamanda. Bununla birlikte, hayal kırıklıkları, ruhsal bunalımlar, depresyon ve daha birçok yıpratıcı durumlar.. Çünkü sevgi bütün hisler içerisinde en kuvvetli olan his, en kıymetli, en değerli... Sevgi hissinin enerjisi çok yüksek. Bu yüzdendir ki muradını namurada faş etme der büyüklerimiz. O çok kıymetli, namurada faş edilmemesi gereken hisse yazık etmemeliyiz. Sunduğumuz kişiler alelade insanlar olmamalı. Efendimizin tavsiye ettiği gibi; hakedene dahi, beslenen hissin tamamını değil, tepsi tepsi sunmalıyız. Kemal Sayar bir yazısında; ''sevilecek birini aramak yerine, neden kendimizi daha çok sevilmeye değer kılmıyoruz? '' diyor. 
Ne kadar haklı bir tespit! 

Neden önce kendimizi sevmiyoruz? İçimizdeki eksiklikleri neden kendimiz tamamlamıyoruz? İnşaatımız hiç bitmemeli, içimizde hep bir yerleri onarmalı, tamir etmeli, düzeltmeliyiz. Hadi şimdi en önce kalplerimizi bi onaralım, neden kendimizi sevmek yerine başkalarının bizi sevmesini ve ancak o zaman tamamlanabileceğimizi düşünüyoruz? Bizi bu düşünceye iten sebep ne? Alalım tornavidaları, matkapları bi tamir edelim bakalım ne çıkacak altından? 

Ancak o zaman farkında oluruz. Kendimiz ve beslediğimiz hislerin ne kadar kıymetli olduğunu o zaman anlarız. Duruluruz hem. Akışına bırakırız her şeyi. Güzelliklere odaklanır, Rıza-i İlahiye teslim oluruz. Bunu yapalım inşallah.
Selam ve dua ile..

Ey Rabbim ahlakımızı güzelleştir. Saf ve temiz eyle, bizleri kötü ahlaktan koru. 

Amin. 



Yorumlar

Adsız dedi ki…
Eline emeğine yüreğine sağlık. Günümüzde farkında olmadan en çok yaşanan durumlardan biri. Çok doğru bi konu seçmişsin ve anlatış tavrın çok güzel umarım bu güzel yazın ihtiyacı olan herkese farkındalık uyandırır. Tekrar yüreğine sağlık.

Saçların siyahmış, ak mış
Birileri sana kafayı mı takmış?
Dert etmeeee...
...
Yakışıklıda olmasan, boyun uzun da olmasa
Gözlük bile taksan, kulakların duymasa
Her işe kendini sevmek ile başla...
...
Elli yaşındaysan bugün
Rabbinden armağan hepsi
Ellibeş yaşındakilerden beş yaş genç
Kırkbeş yaşındakilerden beş yıl tecrübelisin...

Kendini seviyorsun sen
Kendini sevmek ile renklenir hayat...

Ahmet Zeytinci
Şeyma Karakuş dedi ki…
Çok teşekkür ederim, var olun. Konuyla alakalı ne güzel bi şiir iliştirmişsiniz😊

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yumuşak ol, acımasız olma!🕊

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35) Merhabalar. :) Kocamaaan, ağız dolusu bir gülümseme ile selamlıyorum hepinizii. Aşırı mutlu olduğumdan falan değil, her şeye rağmen gülümsemenin aslında ne kadar şifalı bir eylem olduğunu bir kez daha anladığım/hatırladığım ve sizlere de hatırlatmak istediğim için.. Çok çok kıymetli Şevki Yılmaz hocayı dinliyordum az evvel, özellikle biz gençler tarafından tanınıp anlaşılması lazım geç olmadan. Söyledikleri, anlattıkları gerçekten çok değerli şeyler. Konuşmasında dikkatimi çeken epey bir başlık oldu ama aktaracağım bu kısmı ayrıca önemsiyorum. Gülümsemenin öneminden bahsederken şu sözleri söyledi Şevki Yılmaz; ' ' Gülümseyen insan merhamet...

Hand are warmed by a cup of tea☕

  | Hand are warmed by a cup of tea    Eller bir bardak çay ile ısınıyor.  Merhabalar. Selamların güzeli size olsun. Yavaş yavaş kendimce İngilizce öğrenmeye çalışınca böyle tatlı cümleler kurmak hoşuma gidiyor. Yeni yazıyada böylesi bir başlık atmak istedim! :)  Bol bol ç ay, sahleb veya sıcak çikolata içiliyorsa ve içerken de eller bardağı bir miktar kucaklıyorsa kış tam anlamıyla gelmiş demektir. Geldi ve hızlıcada geçiyor.. Ocağın üçte birini tamamladık bile. Çok üşüyen ve bahar mevsiminin hastası biri olsamda karın yağması istemsiz mutlu ediyor beni. Sabah uyanıp perdeleri çekince etrafı bembeyaz görmenin nedensiz bir mutluluğu olmuyor mu sahiden? :) Ocağa çayı koyup, fırına üzümlü kek verip, oturma odasının perdelerini sonuna kadar açıp aileyle oturmanın verdiği keyif en güzel dünya nimetidir.net! Bir kış günü nasıl sıcacık yapılır bu yazıda biraz buna değinmek istiyorum. Herkesin kendine göre listesi vardır, ben bana keyif veren şeylerden bahs...

Meryem Koçaklamaları🌿

Bazı kelimelerin kalpten söylendiği hissedilir! Hayırlı geceler. Normalde beğendiğim herhangi bir şeyi istifade edebilmeleri için sevdiklerimle, ailemle, arkadaşlarımla hemen paylaşır, tavsiye eder veya anlatırım. Ama özellikle ilk gençlik yıllarımda falan değer verdiğim, benim için çok özel olan birkaç şeyi kimseye söylemek istemezdim. En sevdiğim birkaç melodi,  birkaç şarkı,  birkaç şiir,  birkaç kitap ve  birkaç film gibi.  Çok fazla etkilendiğimden ve çok fazla anlam yüklediğimden olsa gerek.  Öyle ki, o şarkıyı, şiiri, melodiyi her dinlediğimde; o birkaç filmi her izlediğimde ve o kitabı tekrar okuduğumda yıllar öncesine giderim hala. Aynı hisler, taptaze ve hiç aradan yıllar geçmemiş gibi..  Büyüyorum/ yaş alıyorum/ yaşlanıyorum..  Galiba büyüdükçe yeni duyduğum şeylere, şiire, şarkıya, filmlere o kadar hassas davranmıyorum. Birseylere fazlasıyla anlam yüklemiyorum. Artık güzel şeylerin hissettirdikleri daha kısa sürüyo...