İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35)
Merhabalar. :)
Kocamaaan, ağız dolusu bir gülümseme ile selamlıyorum hepinizii. Aşırı mutlu olduğumdan falan değil, her şeye rağmen gülümsemenin aslında ne kadar şifalı bir eylem olduğunu bir kez daha anladığım/hatırladığım ve sizlere de hatırlatmak istediğim için..
Çok çok kıymetli Şevki Yılmaz hocayı dinliyordum az evvel, özellikle biz gençler tarafından tanınıp anlaşılması lazım geç olmadan. Söyledikleri, anlattıkları gerçekten çok değerli şeyler. Konuşmasında dikkatimi çeken epey bir başlık oldu ama aktaracağım bu kısmı ayrıca önemsiyorum. Gülümsemenin öneminden bahsederken şu sözleri söyledi Şevki Yılmaz; '' Gülümseyen insan merhametli insandır. Allah ise merhametli insana merhamet eder, işini rast getirir. Anneler babalar kızına oğluna eş ararken gülümsüyor mu merhameti var mı baksınlar. Gülenler boşanmaz, gülenler hayattayken çocuklarını yetim bırakmazlar. En büyük makam yaratılanı Yaradandan ötürü sevmek makamıdır. Gülmek insanı sevmenin bir göstergesidir ve toplulukları birleştirir. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuş 'Bir mü'minin bir mü'mine sevgi ile bakıp gülümsemesi benim mescidimde bir sene oruç tutmasından, bir sene itikafa girmesinden daha hayırlıdır.' Al sana cennet. Neşeli ol ki genç kalasın. Sadaka hastalıkları tedavi eder, Ve insanı tedavi eden en önemli şey gülümsemektir. Unutulmamalıdır ki gülmek sadakadır.''
Koca bir günü tek bir insana bile gülümsemeden geçiren, selamı zorla/asık bir suratla veren, böylesi kolay ve şifalı eylemi esirgeyen insanlar maalesef varlar. Evet herkes mükemmel bir hayat yaşamıyor, evet yer yer çok zorlandığımız zamanlar oluyor ama bunların hiç biri somurtmamıza, insanlara yansıtmamıza ve bu çirkin ifadenin suratımızda kalıcı bir hal almasına neden olmamalı. Nitekim Efendimiz'e (s.a.v) ebu cehile gülümseyerek yaklaştığı için sahabeler soruyorlar; Ya Rasüllullah size zulmeden, eziyet eden, merhameti haketmeyen bu kişiye neden gülümseyerek yaklaşıyorsunuz? ''Efendimiz; kalbim buğz etsede yüzümde bir tebessüm olsun ki belki kalbi islamiyete ısınır ve tevbe eder'' diyor!! Biz kimi örnek alıyoruz peki? En ufak bir olumsuzlukta şımarıklık yapıp ailemize, arkadaşlarımıza surat asmakta neden hiçbir mahsur görmüyoruz..
Gelin niyet edelim, kötülüğü en güzel tavırla savalım. O zaman bir de bakmışız ki aramızda düşmanlık bulunan kimse ile biranda dost oluvermişiz. Bu söze çok inanalım, bu söz Allah'ın kelamıdır. Allah insanlara güzel ahlak göstermelerinin karşılığında davranışlarını etkili kılacağını ve düşmanlarını dosta çevireceğini bir sır olarak bildirmiş. Bunlar elbette ki sabır, güç, alçakgönüllülük ve akıl gerektiren davranışlardır. Gözlemleyelim bakalım; gülümseyerek, sevgiyle halini hatrını sorduğunuz birinin, sıcacık bir selamla selamladığımız iş arkadaşlarımızın bize karşı tavırları nasıl değişiyor. Bunları yaparken biz nasıl hissediyoruz? Bu halletmiş olmamız ve zorlanmamamız gereken hasletlerden. Olmuyorsa, fıtratta yoksa veya soğuk mizaçlıysakta zorlayalım kendimizi. Bugün şu kadar kişiye gülümseyerek selam vereceğim, hangi modda uyanırsam uyanayım her sabah gülümseyerek şükredecek 5 şey bulacağım diye ödevler verelim kendimize. Kalbimizi yumuşatması için dua edelim Allah'a bolca..
Selametle!

Yorumlar