Ana içeriğe atla

Zamanın Kıymeti | İbnu'l-Vakt 📚





Selamların güzeli size olsun. Güzel değerlendirebildiğimiz, hayırlı günler diliyorum herkese. Günü güzel değerlendirmenin ne kadar önemli, zamanın aslında nasıl bir nimet olduğunu, vaktin çocuğu/ibnu'l-vakt olabilmenin sırlarını; alimlerin, sahabilerin, islam önderlerinin, bir ömre 800 ciltlik eser, artı birçok fasikül sığdıran ilim ehli insanların hayatlarından örnekler vererek anlatan muhteşem bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Neden zaman konusunda hassasiyet göstermemiz ve bu kitabı neden okumamız gerektiği konusunda sizlerin akıllarında birseyler oluşması için altını çizdiğim cümlelerden ufak bir derleme yaptım. Elbetteki kitap, bu alıntı yaptığım yerlerden çok daha fazlası. :)

''Zamanın Kıymeti - Abdulfettah Ebu Gudde''

Okurken insanın beyninde adeta şimşekler çakıyor. 'Hiçbir şey yapmadan' geçirdiğimiz; tembelliğimizin adını yer yer yorgunluk, halsizlik, isteksizlik yer yerde hastalık, yoğunluk koyduğumuz günler bırakıyoruz ardımızda. Türlü türlü kılıflara soktuğumuz 'tembelliğimiz' yüzünden bomboş geçirdiğimiz, ne kendimize ne de insanlığa faydalı tek bir iş yapmadan geçip giden ve tekrar geri getirmenin asla mümkün olmadığı günler.. Vakit, Allah'ın insana verdiği en büyük nimetlerden biridir. Vakit, gerek alimin ve gerekse öğrencinin hayatında hem sermaye hemde kazançtır. 

Büyük sahabi Abdulalh ibn Mes'ud (radıyellahu anh) şöyle demiştir; 

  • ''Üzerine güneşin battığı, ömrümün eksildiği, ancak amelimin artmadığı bir güne duyduğum pişmanlık kadar başka bir şeye pişmanlık duymadım'' 
Hasan Basri şöyle demiştir; 

  • ''Öyle insanlar gördüm ki sizlerin dirhemler ve dinarlara karşı hırsınızdan daha ziyade yaşadıkları vakitlere karşı hırslı idiler.'' 
Ubeyd ibn Yaiş ise şöyle der; 

  • ''Otuz yıl geceleri kendi ellerimle bir şey yemedim. Ben hadis yazarken kız kardeşim ağzıma lokma koyuyordu.'' 

Yemek yeme vakitlerini zaman israfından sayan insanlar vardı. Hala da varlar. Şu hassasiyete bakar mısınız! İbn Cerir ise kırk yıl boyunca her gün seksen sayfa yazdı. Öğrencisi bir eserinde İbn Cerir ile ilgili şöyle der; 

  • '' Onun talebelerinden bir grup buluğdan vefatına kadar yaşadığı günleri hesap ettiler. Ömrünün tamamı seksen altı yıl idi. Daha sonra eserlerinin sayfalarını buluğdan sonraki ömrüne taksim ettiler. Her güne yirmi sekiz sayfa düşmekteydi. Bu, Halık'ın yardımı olmaksızın bir insanın yapabileceği bir şey değildir''  

Allah ne yücedir. İnsanların gayretleri kendilerini nerelere vardırıyor, işte görüyorsunuz! Alimlerin hepsinin ortak kanaati şudur; Akıllı insanların elde etmek için uğraşması gereken en değerli şey vakittir. Vakit bir ganimettir ve içindeki fırsatlar servet bilinmeli, kapılmaya çalışılmalıdır. Hayatta sıkıntılar çoktur ama vakitler de hızla geçip gitmektedir.
''Muhterem, anlayışlı, zeki ve akıllı kardeşim! Sende nefsine sahib ol. Vaktin boş yere heder olup gitmesin. Çünkü içinde yaşamış olduğun zaman geçip giden bir akıntıdır. Ne yenilenir ne de geri döner. Zamanı kazanmaya, ondan istifade etmeye karşı hırslı ol. Bunun için de kendini, işlerini, vakitlerini ayarla. Öğrenci de olsan, hoca da olsan, eser yazan da olsan, mütalaa eden de olsan, dinleyici de olsan, okuyan da olsan, nefsini ıslaha çalışan bir abid de olsan böyle olmalısın. Vaktini öldürerek hayatının saatlerini ve sahip olduğun anları çarçur etme. Ömrünü boşa harcayıp sakın aldanma.''




Bizim coğrafyamızda zamanın zayi edilmesi, kitapların az yazılmasını, yazılanların okunmamasını ve cehalete razı olunması neticesini getirdi. Neredeyse cahillikten dolayı üzülen insanlar yok gibi! Az malla kanaat edip yetinme, kolaya kaçma, çabalamayı ve düşünmeyi gerektirmeyen işleri tercih edip bunları da uykuyla geçirmeyi yeğlemek insanlardaki genel durum olmuş. Böyle olunca da düşünceler hastalanmış, zamanı nasıl değerlendireceğini bilen gayretli ecnebilere yol açılmıştır. 
Her kültürlü insan herhangi bir dalda ciddi bir şeyler yapmak için kendi nefsini harekete geçirebilir. Kendine prensip edin. Her gün nefsine sor: 
''Bugün boş zamanımda ne yaptım? Sıhhatime yarayan bir iş, mal veya ilim kazanma yolunda bir uğraş; kendime veya başkalarına yönelik faydalı bir faaliyet yaptım mı?'' Bir bak bakalım: Senin güzel bir hedefin vardı, zamanını o yönde sarf edebilmiş misin?" Cevabın evet ise başardın demektir. Yok eğer cevabın hayır ise başarmak için çalışmalısın, gayret etmelisin.

''Her gün az bir zamanın aynı şeye tahsis edilmesi hayat akışını değiştirir ve seni sandığından daha kuvvetli kılar, hayal ettiğinden daha yükseklere çıkarır. Bu millet yaşaması gereken hayatın ancak onda birini hakkıyla yaşıyor. Gerek mali sahada, gerek düşünce ve kültür sahasında ve gerekse sağlık sahasında olsun, durum böyledir.Yani her bir gün, yeni bir başlangıçtır. Yeni bir imkandır insanoğluna verilen. Her biri bembeyaz birer sayfadır, en güzel amellerin yazılması gereken. İnançla, ibadetle, ilimle, ahlakla, iyiliklerle, güzelliklerle geçirilen. Karalanmamalı, karartılmamalı, öldürülmemeli, tembelce, hoyratça harcanmamalı. Dünün üzüntülerini, geleceğin endişelerini bir kenara bırakıp içerisinde bulunduğumuz anın kıymetini bilerek zamanı iyi değerlendirmeli. Her ne başarmak istiyorsak, neyi hedeflediysek onunla değerlendirmeli. Ömrü bir gün, o günü de bugün bilerek. Vaktin çocuğu olarak. Geceleri ve gündüzleri hazine sandıkları bilerek...

Cenab-ı Hak, ölüm gelinceye kadar kulluk halinde bulunmamızı ve müslüman olarak can verebilmemizi ihsan eylesin. Zamanı israf etmekten ve israfın her türlüsünden bizleri muhafaza eylesin! Selametle. :)


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yumuşak ol, acımasız olma!🕊

İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda (kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost(un) oluvermiştir. Buna da, sabredenlerden başkası kavuşturulamaz. Ve buna, büyük bir pay sahibi olanlardan başkası da kavuşturulamaz. (Fussilet Suresi, 34-35) Merhabalar. :) Kocamaaan, ağız dolusu bir gülümseme ile selamlıyorum hepinizii. Aşırı mutlu olduğumdan falan değil, her şeye rağmen gülümsemenin aslında ne kadar şifalı bir eylem olduğunu bir kez daha anladığım/hatırladığım ve sizlere de hatırlatmak istediğim için.. Çok çok kıymetli Şevki Yılmaz hocayı dinliyordum az evvel, özellikle biz gençler tarafından tanınıp anlaşılması lazım geç olmadan. Söyledikleri, anlattıkları gerçekten çok değerli şeyler. Konuşmasında dikkatimi çeken epey bir başlık oldu ama aktaracağım bu kısmı ayrıca önemsiyorum. Gülümsemenin öneminden bahsederken şu sözleri söyledi Şevki Yılmaz; ' ' Gülümseyen insan merhamet...

Hand are warmed by a cup of tea☕

  | Hand are warmed by a cup of tea    Eller bir bardak çay ile ısınıyor.  Merhabalar. Selamların güzeli size olsun. Yavaş yavaş kendimce İngilizce öğrenmeye çalışınca böyle tatlı cümleler kurmak hoşuma gidiyor. Yeni yazıyada böylesi bir başlık atmak istedim! :)  Bol bol ç ay, sahleb veya sıcak çikolata içiliyorsa ve içerken de eller bardağı bir miktar kucaklıyorsa kış tam anlamıyla gelmiş demektir. Geldi ve hızlıcada geçiyor.. Ocağın üçte birini tamamladık bile. Çok üşüyen ve bahar mevsiminin hastası biri olsamda karın yağması istemsiz mutlu ediyor beni. Sabah uyanıp perdeleri çekince etrafı bembeyaz görmenin nedensiz bir mutluluğu olmuyor mu sahiden? :) Ocağa çayı koyup, fırına üzümlü kek verip, oturma odasının perdelerini sonuna kadar açıp aileyle oturmanın verdiği keyif en güzel dünya nimetidir.net! Bir kış günü nasıl sıcacık yapılır bu yazıda biraz buna değinmek istiyorum. Herkesin kendine göre listesi vardır, ben bana keyif veren şeylerden bahs...

Meryem Koçaklamaları🌿

Bazı kelimelerin kalpten söylendiği hissedilir! Hayırlı geceler. Normalde beğendiğim herhangi bir şeyi istifade edebilmeleri için sevdiklerimle, ailemle, arkadaşlarımla hemen paylaşır, tavsiye eder veya anlatırım. Ama özellikle ilk gençlik yıllarımda falan değer verdiğim, benim için çok özel olan birkaç şeyi kimseye söylemek istemezdim. En sevdiğim birkaç melodi,  birkaç şarkı,  birkaç şiir,  birkaç kitap ve  birkaç film gibi.  Çok fazla etkilendiğimden ve çok fazla anlam yüklediğimden olsa gerek.  Öyle ki, o şarkıyı, şiiri, melodiyi her dinlediğimde; o birkaç filmi her izlediğimde ve o kitabı tekrar okuduğumda yıllar öncesine giderim hala. Aynı hisler, taptaze ve hiç aradan yıllar geçmemiş gibi..  Büyüyorum/ yaş alıyorum/ yaşlanıyorum..  Galiba büyüdükçe yeni duyduğum şeylere, şiire, şarkıya, filmlere o kadar hassas davranmıyorum. Birseylere fazlasıyla anlam yüklemiyorum. Artık güzel şeylerin hissettirdikleri daha kısa sürüyo...